4 Kasım 2013 Pazartesi

Rakı Balık Ayvalık...

Bayram postumu ancak girebiliyorum, iş yoğunluğu..vs. Çarçabuk karar verip, yerimizi ayırttık Akçay/Güre den. Sabahın 5 inde çıktık yola, kızımla uyuya uyuya saati 9 etmişiz. Karacabey de kahvaltı molası verdik. Sonra doooğru otelimize. Tabi daha odaya yerleşmeden yemeğe ve ordan da deniz kıyısına geçtik, manzara muhteşem, hava miss...Allahım bizi yine gönder oralara...şimdi fotolara baktım da...içim gitti içim ama her saniyesini sindire sindire yaşadım, kokuyu içime çektim, manzarayı aklıma kazıdım.
Buralara gelirken, en büyük hayalim tabiki işyerimin otelini de görmekti ama, en çokta Bozcaada ve Cunda yı görmekti. Nasıl etkilendim anlatamam...ben buralarda yaşamalıyım, Bodrum, Marmaris, Antalya..kesinlikle değil. Yaşlandığımızda yerleşeceğimiz yer olarak en son buralara bakmak istiyorduk. Akçay çok anlatılıyordu ama kesinlikle kararımızı verdik biz, Ayvalık bizim yaşlanacağımız yer olmalı :) Akçay çok bakımsız ve ölü bir yer, bizim otelde olmasa, duramazdık orada, otelimizden çok memnun kaldık, tertemiz, yemekler ve hizmet süper, denizi, havuzu ve kaplıcası müthiş ama Ayvalık ta yaşayıp, otele gelip gitmeyi tercih ederiz. Bozcaada, mistik havaya sahip, genel eski dokusu bozulmamış bir ada, sakin, insana içhuzuru veren bir ada ama en fazla 2-3 saat kalınabilir orda, fazla gezecek vakit geçirecek yeri yok, deniz ise muhteşem ötesi. Bozcaada ya, müdürüm bir minübüs ayarladı, şoförü rehberdi, bizi bir üzüm bağına götürdü, sahipleri Güler Ada Reçelleri diye bir dükkan açmış, çok hoştu, reçel ve kendi bağlarından yaptıkları kırmızı şaraplarından aldık. Adanın dört bir yanını gezdik. Ada ya feribotla götürdü rehberimiz. Hem alışveriş yaptık, hemde mistik kokuyu içimize çektik.Çınaraltı Cafe de sakızlı Türk Kahvemizi içtik :) Bozcaada Kalesini gezdik. El deymemiş bir denizi var resmen, içimiz gitti seyre dalınca...
Dönüş yolunda Zeytinyağı Fabrikasına uğradık, küçük bir müzede yapmışlar. Ben ve kuzum çok yorgun olduğumuzdan, ayrıca pekte ilgimizi çekmediğinden müzeye girmedik ama aşkım bizim adımıza da fotoğraflamış, çokta beğenmiş müzeyi, buyrun sizde görün;
Bayramın 1.günü sabahı hazırlanıp Müdürümün aile ve arkadaş gurubuyla bayramlaştık(21 kişilik bir gurup),kalabalık olunca çokta zevkli oldu doğrusu :) Hava mis gibi olunca, kuzumu aldı bir kaşıntı 'havuza girecekmiş'. Ya hava çok güzel ama dışarda havuza girecek kadarda değil. Neyse dedim soyup bırakayım bakalım durabilecek mi? Tabi aşkım da mecbur girdi kuzumla. Yaa bizim çılgın kız suda kalmaktan, hem de buz gibi suda durmaktan hoşlanmasın mı? aşkım 'su çivi gibi soğuk, çıkalım' desede...dinlemedi hanfendi. 15-20 dak. durdular resmen. Çıkınca hemen kurulayıp doooğru kaplıcaya soktum bunları, tabi bende girdim, ısındılar mis gibi. Kaplıca minikler için en fazla 5 dak. önerildiğinden, kuzumu suda bekletmedim fazla.
En en çok beğendiğim yer oldu Ayvalık ve Cunda :) Yine aynı grup, kendi arabalarıyla düştük yola, çok zevk aldım, herbir güzel yer yanyana dizilmiş buralarda, tıpkı k.deniz gibi; Akçabat,Vakfıkebir,Beşikdüzü...Ayvalık a vardığımızda kuzum arabada uyuyakalmıştı, pusetine yatırıp biz bir güzel pazarını gezdik, bir sürü doğal yiyecek aldık. Hele damla sakızlı Türk kahvesini ve kurabiyesini bayıla bayıla aldım. Herbir sokağını tam 2 saatte gezmişiz, Cunda için hareket ettiğimizde kuzum uyandı, hiçbirşeyden habersiz bakakaldı :))) Vardık mı diyor bize :)))
Cunda ayrı bir alem yer, nasıl tarih kokuyor, o güzelim evler, sokaklar...inanılmaz sevdim, Ankara ya dönmek istemedim oralardan...Ada restaurant ta rakı balık Ayvalık yaptık, Taş Kahve de Türk kahvemizi içtik, magnetler ve yağlarınızı aldık(Özgün den).
Cunda yı çok fazla gezemedik, yani didik didik edemedik, akşam için Akçay da programımız olduğundan kahve sonrası dönmek zorunda kaldık, çok çok sevdim herbiryerini, aklımda gönlümde kaldı oralar... Akşam Akçay a döner dönmez kıyafet değişimi yapıp anlaştığımız restauranta gittik, bizim gurup ordaydı. Yine rakı-balık-Akçay yaptık hepberaber, mezeler süperdi :) Bir süre sonra sigaralarda serbest olunca değmeyin keyfimize :)
Toplam 5 gün çabucak bitiverdi, yeni yerler görmek, keşfetmek, havasını solumak...işte ben buyum, hep yarınlara bakmak :)
Dönüş yolunda ne kadar şehir varsa uğradık, oralara özel lezzetleri taddık. kuzum henüz 4,5 aylık karnımdayken de Eskişehir üzerinden, Bursa ve Balıkesir e gitmiştik ama biz şehir merkezinde vakit geçirmiştik. Şimdi bu kıyıları görmüş olmaktan oldukça mutlu olarak ayrıldık. Yolda, turşuluk, yemeklik ve kahvaltılık...nevaneler toparlayıp aldık, eve gelince de bir güzel şişeleyip, poşetledim cinsine göre onları, içim açıldı, çok mutlu oldum bu hazırlıkları yaparken :)

9 Ekim 2013 Çarşamba

Kızım Büyüyor ( 2 )

* Kreş yaşamını sona erdirip, Devlet okulunda Anaokuluna başladı. * Büyüdü de, herşey için bizimle pazarlık yapmaya başladı, sanırım en zor kısmı da bu, eskisi gibi kandıramıyoruz küçük hanımı :))) * Boy ve kilo alımı kendi çapında yukarı doğru gidiyor, yavaşta olsa; boy:104 cm. kilo:16,5 kg. * İlk 2013 kışının antibiyotiğini Eylül sonunda aldı. Yılda 1 kez antibiyotik alma geleneğini umarım bozmaz bu yıl. * Anaokul yarım gün olduğundan, Etüt e gidiyor öğlen 12:00 den, akşam 18:00 e kadar. * Çok sevdiği bir öğretmeni var kızımın,dünyalar tatlısı :)(Hürriyet Öğretmen) * Geçen yıl kreşteki ilgisizlik nedeniyle, hemen hemen hiçbirşey öğrenemeyen kuzum, bu yıl o açığı kapama derdinde ve çok hevesli şükür ki. Sayıları yazma, çizgi çizme, sayıları tanıma, iyi makas kullanma yolunda ilerliyor. * Bizimle çatır çatır kavga etmeye başladı kii,buna engel olma çalışmalarımız devam ediyor :)) * Evde genellikle lazımlık kullanma alışkanlığı sürüyor :))) Tembellik nedeniyle... * O kadar çok ve hızlı konuşuyor ki...ne doğru dürüst yemeğini yiyebiliyor, ne şöyle adam gibi çizgilifilimini(naz ın telazffuzu) izleyebiliyor, ne de babasıyla beni konuşturuyor. Resmen Cüneyt le iki laf edemez olduk evde :)) *kuzumun ilerde çeneyle ilgili bir mesleği olacağına kesin gözüyle bakıyor tüm sülale :))) * Halen dans ve gösteri dünyasına olan ilgisi sonsuz devam ediyor. * Hava atmakta üzerine yok :))) * Sık ve az yemek yemeyi seviyor ama okul şartlarında bu mümkün olmadığından yine kilo verdi, hafta sonları ve akşamları sık sık beslemeye çalışıyorum ki, kendisi de talepte bulunuyor. Yemekten 1 saat sonra 'anneee acıktıııım', tekrar 1 saat kadar sonra...aynı seronomi devam ediyor. Yeterki yesinde ben bin kez tekrar tekrar hazırlar veririm kızıma. * Anaokulu ve Etüt sürecinde, öğlen uykusu olmadığından, akşamları resmen yıkılıyor diyebilirim. Etüt ve ev arasında 5 dakikalık bir mesafe var, babası akşam alıp eve gelene kadar arkada uyumuş oluyor :))) Eve gelip yemeğini yiyince açılıyor, biraz oyun, biraz TV. derken saat bazen 20:30, genelde 21:00 de uyuyor. Meğer öğlen uykusu kızımı, akşamları uyutmuyormuş :))) Artık evimizde saat 21:00 i vurduğunda  eser kalmıyor. Öğretmenine ne kadar tşk etsem az gelir. Şöyleki; eve her akşam işaretlememizi istediği 2 adet kağıt göndermiş. Biri gülen yüz, diğeri yıldız çocuk. içinde birsürü çocukların yapması gereken davranış var, söylenenler yapıldıysa gülen yüz işaretleniyor, yapılmadıysa üzgün yüz. Hele yıldız çocuğa bayılıyorum; öyle benimsemişki yapılması gerekenleri, uykuya gitmeden önce en şirin halini takınıyor, gülümsüyor ve 'iyi geceler anneciğim, babacığım' diyor. * Her gece kendi seçtiği masalı, babası okuyor ve uykuya dalıyor. Tek üzüldüğü şey, ben onlardan önce eve geldiğimden, masayı hazırlarken bana yardım edememiş olması, unutmayayım, birde babayla birlikte geldiklerinden, babasını karşılayıp terliğini vermemekten şikayetçi :))) * Yanlış anlamayın,  21:00 de uyuyup, öylece sabahı bulmuyor, gece yarısı uyanıp tıpış tıpış yine benim yanıma geliyor :)))) birlikte uykuya devam ediyoruz...
* Bugün anaokuluna ben götürdüm. Öğretmenine sordum, durumlar nedir, genelde nasıl vs. Çok güzel yanıtlar aldım, öğretmenini çok seven her çocuk gibi O da, gayretli, her söylenileni yapan, söz dinleyen bir çocukmuş :) Kuzum benim, geçen yıl sevgisiz, katı bir öğretmenden sonra...sarılmıştır güler yüzlü, tatlı öğretmenine. EVDE ZATEN HER FIRSATTA ANLATIYOR ÖĞRETMENİNİ VE NE ÖĞRETİLDİYSE UYGULUYOR KENDİ HAYATINDA :)Öğretmeni duygusal bir çocuk olduğunu da ekledi sözlerine, ben memnunum, herşey yolunda dedi :) * Etüt deki öğretmeniyle de görüştüm, herşeyi çabuk kaptığını, ancak el becerilerinde çabuk yorulduğunu söyledi. Ben de 'dil becerisinin önde olduğunu' vurguladım :))) Mentale başlamış, rakamları yazmayı öğrenmiş, faaliyet yapmışlar vs. * Geçen yıl, sadece tek bir şarkı öğrenmişti. Bu yıl henüz 1 ay olmasına rağmen, hergün yeni bir şarkı öğrenip geliyor okuldan. Şükürler olsun :) * Haftada en az 3 çeşit poğaça, kek, börek yada kurabiye isteniyor anaokulundan. Dolayısıyla mutfakta birlikte çalışıyoruz. Yemeğimizi yeryemez başlıyoruz hazırlığa, çok zevk alıyoruz kuzumla bu işleri yaparken :) * Artık rahat rahat kıyafet seçip giydiremiyorum hanıma, kendi seçmek istiyor ve beğenmediği kıyafeti, tehtit etmediğim sürece giydiremiyorum üzerine :( * Bana birşey alındığında hemen kıskanıyor ve 'hani bana? bana birşey almıyorsunuz, beni sevmiyorsunuz' deyiveriyor ki mutlaka öncesinde ona birşeyler alınmıştır... * Yakında gideceğimiz bayram tatili için çok heyecanlı, hergün gün sayıyor 5 gün kaldı...4 gün kaldı...3 gün kaldı... Yazın gidemediğimiz Akçay, kısmetse bizi bekliyor... :) * Yukarıdaki resme bakınca hem heyecanlandım, hem de korktum. Ergenlikleri nasıl olacak bunların, annelerimiz bizleri o zamanlarımızda nasıl idare etti, neler yaptı acaba? Görücez bakalım :)))

7 Ekim 2013 Pazartesi

'Hayallerim Gerçek Olduuu'-Tablet Aldık...

Uzun zamandır istediği ve cumartesi günü alabildiğimiz mini tablet nedeniyle, havalara uçtu. Aldığımız yerde 'hayallerim gerçek olduuu, yaşasııın, söz sizi birdaha üzmem, söz söz sööözzz' diye bağarmasıyla, tüm ilgiyi üzerine çekti :)))
Bütün bir hafta sonu elinden düşürmedi, tabletini inceledi, şarja taktı çıkardı :))) Tek sorun bir türlü internete bağlayamamış olmamdı. Ne yaptıysam olmadı, meğer sorun başka şeymiş, bilgi işlemdeki arkadaş bişeyler anlattı ama anlamadım, akşama evinden bağlanıp yapıcak inşallah. Oyunlar yükledi bugün tablete ama bizim tablet biraz uyduruk olunca, android olduğundan(belki de başka nedenden) bazı oyunları yükleyemedi. Olsun çok sevinecek :))) Pazar günü alışveriş merkezinde gördüğü herkese gösterdi, görmeyenlere de sesli şekilde söyledi :))) Bu kızın bu yönü hiç bana çekmemiş, hava atmaya bayılıyor :((
Artık evdeki laptopa ve benim cep telefonuma sulanmaz sanırım, ne çektiler elinden :)))

4 Ekim 2013 Cuma

'İSBİNNAH MARŞI '

Kuzum bu yıl Anaokulu na başladı. Semtimizin en iyi okullarından biridir Gülen Muharrem Pakoğlu İlköğretim Okulu. Yeğenim Ceren de oradan mezun, ancak 4+4+4 ten mütevellit, okulun ilk 4 ünü kaldırmışlar, anaokulu ve ortaokul olan kısmı kalmış malesef. Neyse buyıl böyle olsun, devam etsin dedik, nasılsa seneye yine anaokulu na gidecek pıtırcığım. Anaokulu yarım gün olduğundan, kısa bir Etüt araştırması yapıp, okuluna çok yakın bir yer bulduk. 3.Göz Etüt Eğitim Merkezi.
      9 Eylül de başladı bu yılki okul macerası. Alışması biraz zor oldu, ilk hafta bende izin alıp hep yanında oldum, 1 saatle başlayan okulu, diğer günlerde 1,5 saat, sonra da 2 saat oldu. Yalnız bir türlü alışmak istemedi, hemen hemen hergün ağladı, beni bırakmak istemedi. Anneler kesinlikle çocuklarını okula bırakmaya gitmeyecek arkadaş :(( Baba götürürken hiç ses yok, anne devreye girince...ağlama, zırlama, hertürlü duygu sömürüsü mevcut çocuklarda...
     2.hafta Pazartesi, babasıyla birlikte götürdük okula, hafifçe nazlanıyorduki...öğretmeninin eline kaptırıp çıktık...ne çıkması...kaçtık resmen :)))İlk günü akşamında, günün nasıl geçti sorusuna 'İsbinnah Marşı' söyledik diyerek cevap verdi :))) kırıldık gülmekten, İstiklal Marşı okumuşlar belliki :))
Okul için yaptığımız ayakkabı alışverişinde, tutturdu ki çok az şeye tutturur, fotoda görülen topukluyu alıcakmış, satıcı abla sağolsun ikna etti de kurtulduk şu şeyleri almaktan :)))
Suluk, beslenme çantası vs.lerini Minie li seçti kuzum :)
Bu küpe ve kolyesini özel olarak seçti :)
İlkokuldan buyana birlikte olduğum, çok çok sevdiğim, tüm kalbine, insanlığına, herşeyine güvendiğim birtanecik sırdaşım ve arkadaşım Dilek e veda ettim malesef, yanlış anlamayın bişey olmadı(Allah korusun) arkadaşıma, sadece İstanbul a taşındı,işi nedeniyle ama onun burda olduğunu bilmek bana güven veriyormuş, şimdi ise 500 küsür km.lik uzaklıkta :(( Yolun açık olsun arkadaşım...
Tunalı da harika dakikalar geçirdik çekirdek ailemle :)
Unutulmaması gereken bir vesikalık fotoğraf çektirmeye çalışma maceramız varkiii...canımdan can çıktı o gün resmen :((( Ne yaptımsa poz vermediya benim bıcırık, çıldırdım ama belli etmemek için tüm dişlerimi döktüm, alt dudaklarımı ısırdım resmen. Bay foto da, ilk oturduğumuzda öylesine makinaya basıp çektiği pozu, vesikalık olarak bize vermek zorunda kaldı :(
anaokuluna başlayınca, beslenme hazırlama zorunluluğu da başlamış oldu, haftada mutlaka 3 çeşit hamurişini evde yapmaya başladım;
Bu arada, okula başlamasının ilk hafta sonunda iyi bir hasta oldu, yatakdöşek olmadı ama; ateş, balgam, öksürük, baş ve vücut ağrısı...hepsi birden saldırdılar yavruma. Yılın ilk antibiyotiği de böylece başladı. 1 haftada toparladı şükür kendini ve bu hafta okula gitmeye başladı. Bazen ben izin aldım, bazen de Ceren ablası gelip baktı sağolsun. Hazır doktora gitmişken boy+kiloya baktırdım. Kilo 16,5, Boy 104 cm.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Tatil Anılarımız

     Tatile gidip, o güzelim günler biteli haftalar oldu ve ben bilgisayara sadece iş için girebildim bunca gündür. Özledim mi? Evet hemde çok,can attım şu yoğunluk bitsede, fotolarımı aktarsam, anılarımı yazsam diye, işte o gün bu gündür :)
     19 Ağustos sabahı çıkmamız gereken yola...18 inde gece 11 de çıktık, sabırsız aile olarak :))) Aynı anda 3 aile rezervasyon yaptırmıştık aynı otele. Biz hepsinden önce gidip mekanı tanıdık, havuz açılışımızı dahi yaptık :)))
Kuzumun deniz kızı tutkusu kabardı yine :)))
Atışta kendime güveniyordum ancaaak...titrek ellerimi ve artık eskisi kadar görmeyen gözlerimi hesaba katmamışım...sonuç;sinek avladım :((
Goncam 12 den vurdu :)))
Şimdi de biraz havamı atayım, ne güzeldim beee :)))
Kuzum ve ablam :)
Bizim takımın Muz macerası(tabi ki ben katılmadım onlara, fotolar bendendi)
Gidenler ve sahilde kalanlar...

10 dakikanın sonrasında,resmen denizden topladık bunları :))) iyiki binmemişim...ben akıllı kadınım canııım :)))

Sarı kaydıraktaki ablam olur :))) ben sadece 2 kez kaydım ama 15000 kişiyi bekleyip yine karar veremeyip, sonra 15500 kişi daha bekleyip, sonunda utanarak halimden atladım, birde bakın aslında korkmuyorumu göstermek için bizimkilere, bir daha kaydım...bitti...şanım yürüsün :)))
Malesef tatilde üzücü bir olay yaşadık, eniştemin eli 2 ay önce plaka takılarak ameliyat edilmişti, havuzbaşı oyunu nedeniyle,plaka oynamış elinden ve oracıkta şişiverdi(olay son gün oldu),hemen buz vs. ağrısı yokmuş(olayın devamını ilerleyen satırlarda anlatıcam) Bir hafta gözaçıp kapayıncaya kadar geçti,çok eğlendik, harika günler geceler geçirdik hep beraber, tatilin en güzeli,sevdiklerinle geçirdiğindir diyorum :)***Antalya-Kemer tatili sonrası rotayı İzmir e çevirdik. Yolda Denizli ye uğradık, Aydına da :)
Kavınvalidemlerle memleketleri Nazilli ve Atça ya gittik,1 gece kaldık. Nazilli de inanılmaz lezzetli pideleri olan Kısmet Pide ye yolunuz düşerse mutlaka gidin tadın derim, lezizdi kesinlikle :)
İzmir gezimizin bitiminde istikamet Balıkesir-Akçay idi ancak eniştemin elinin pazartesi ameliyat edileceğini duyan biz, dururmuyuz hiç, asla yanlız bırakamazdık onları. Akçay ı iptal edip hafta sonu döndük Ankara ya. Ameliyat öncesi ve sonrası, hepberaber olduk. Şükür şimdi daha iyi eniştem, Erzincan a döndüler bile. Bazı tatil fotolarımı tlfondan yeni aktardığımdan,karışık olarak bazılarını buraya da koymak istedim, buyrun seyre :)